Çanakkale Bisiklet Festivali 2018

     Yıl 2010. Okul bitti. İş güç yok. Zaten mezun olur olmaz geçici mezuniyet belgesini alıp koşa koşa askeri şubeye gittim. ” Allayın beni, pullayın beni, yerle yeksan eyleyin beni.” Bir iki ay sonra sonuçlar belli oldu. XXX bölüğü Gelibolu/Çanakkale. İlk o tarihte ayak bastım kutsal topraklara. Görev yapacağım bölük, coğrafya olarak mükemmel, askeri düzen olarak sıkıntılı bir yerdi. Daha bölükten içeriye girer girmez gol yedik. ”Karacehenneme hoşgeldiniz”.

     İçeriye girdik, tiril tiril kamuflajımızı çektik. Eğitimler başladı ve 2 gün sonra bütün kısa dönemler zırlamaya başladık. ”ben annemi özleediğemmm”

     Piskoloji biraz alt üst olunca o toprakların tadını pek çıkartamadık. Hep içimdeydi Gelibolu, Eceabat. Araçla yada bisikletle kutsal toprakları yeniden ziyaret etmek.

     Yine bir iş günü bisikletforum da dolaşırken Çanakkale Bisiklet Festivali 2018 başlığını gördüm. Göz gezdirdim. Şartlar, koşullar, rota, eski organizasyon fotoğrafları. Buna gitmem lazım. Her daim yoldaşım, aslan parçası, sinir bozucu kardeşim Cemre ile mesajlaştık. O da çok sıcak baktı. Kayıtları yaptık. Festivale henüz 5 ay olduğu için konaklama ve ulaşımı sonraya bıraktık. Bir süre sonra plana Selanik kaplanı bambam Haluk dahil oldu. ( Eşinden izin koparması biraz zaman aldı. )

     Blog içerisindeki paylaşımlarımda anı yazısı ve fotoğrafların biraz ötesine geçip, kullanılan ekipmanlar, uğranılan mekanlar, araçlar, kamp yerleri, armudun sapı üzümün çöpü, ihtiyaç duyulabilecek bilgileride paylaşmaya çalışacağım. Mevzu 1, Bu organizasyon için ulaşımı araçla yapmayı planlıyordum. Şahsıma ait bir aracım olmayınca, malum ötv kol gibi, araç kiraladım her zaman ki gibi. Bu konuda Budget’tan asla şaşmam. Sanırım 100 gün üzerinde kiralamam vardır ve hiç bir zaman sorun yaşatmadılar. İstanbul’da muhatap olacağınız kişi ve hizmet kalitesi diğer şehirlerdeki ofislerde alacağınız hizmet ile aynı. Vodafone Red indirimi ile de piyasaya göre üj bej uyguna geliyor. Maltepe’de yeni ofis açmışlar. Kampanya filan falan Peugout 3008 kiraladık (otomatik dizel). 3 günlük ücreti 350 lira gibi bir fiyata geldi.(reklam)

     3 bisiklet ( 29” 27.5” 26” jant ), çadırlar, matlar, şişme yataklar, kişisel eşyalar vs. hepsi araca yüklendiğinde vaziyet bu.

    Vakit geldi. Mesai bitti, yola düştük. Anadolu yakasında oturduğumuz için Balıkesir üzerinden gitmeye karar verildi. Hem köprüye de bir faydamız olsun. Paşalar gibi ödedik 72 TL mızı. Köprünün o uzun kollarını arkamıza alıp birde selfie yapıştırdık. Miss. Yola devam.

    Gece 11 gibi Çanakkale’ye girdik. Çadır konaklaması için güzel bir seçim yapmış organizatörler. 18 Mart üniversitesinin Dardanos yerleşkesindeki büyük çimlik alanlar ayrılmış. Yerleşke denize sıfır. Hava yağmurlu olduğu için hızlı bir şekilde çadır kurulumlarını yaptık. Rüzgarda kendini hissettirecek kıvamda esiyordu.

     Yatmadan birer bardak kahve sıcak sıcak iyi geldi. Yatmadan önce hava gayet iyi gibiydi ancak gece tulum içinde tir tir titredim.Gün ağarır ağarmaz ayaklanıp çevreyi turladım ısınmak için. Yerleşkenin içerisinde uygulama oteli mevcutmuş. Dublex ev biçiminde 15-20 bina vardı. Bilgim olsaydı orada konaklamak için yer ayırtırdım. Denize sıfır harika bir konumu vardı. Fiyatları nedir bilgi almak aklıma gelmedi açıkçası. Restaurant tarzı birşeyler görüp girdim içeri. Açık büfe kahvaltı varmış. Fiyat sordum. 10 TL’yi duyunca ahaliyi uyandırıp getirdim.

berlinduvari.jpg

     Sıcak çay ve taze malzemelerle kahvaltı yapıldı. Bisikletler hazırlandı, heybeler dolduruldu, IP68 standartlarında su geçirmez çöp poşetleri giyildi.

     Etkinlik Troyapark alışveriş merkezinin önünde başlayacakmış. Dardanos yerleşkesi şehir merkezine yaklaşık 8 km mesafede. 15-20 dakika sürüşten sonra etkinlik alanına ulaştım. Mahşer yeri gibi tıklım tıklım. Salcano yelek ve suluk dağıtımı dağıtmış. Yelekler güzelde suluklar yerlerde geziyordu. Yazık!

     Kayıt işlemleri için AVM içinde dar bir alan tercih edilmiş. Muhtemelen yağış durumundan dolayı böyle bir tercih yapılmış. Ancak oldukça yetersizdi. Festival öncesi online olarak iki tür kayıt yapıldı. Kitli ve kitsiz. Kitli içerik ilk başlarda forma özel yiyicek içecek ikramı gibi içeriklere sahipti sonra değişti. 120 TL karşılığında bir forma ve boğazlık verildi. İşin bu kısmı tam bir fiyasko.

Redbul kamyonun yanında bad sesi ile festivali şenlendiren ablamızı uzun süre dinledikten sonra Çanakkale şehitlerimiz ve Baş komutanımız, Baş öğretmeniz, Cumhur-u resimiz, Paşa dedemiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk için 2 dakikalık saygı duruşuna geçildi. Ruhları şad olsun.  İstiklal marşımızın ardından başlangıç verildi.

Cep telefonlarının bu ön kamera sorununu ne zaman çözecekler merak ediyorum. Telefon çektiğim Cihazda Iphone 8. Arka kamera, ehh. Ama gündüz vakitte bu ışıkta bu nasıl rezil bir çekimdir arkadaş. 100 mp sensör koysan ne olacak, imaj detayları berbat olduktan sonra.

Güvenlik Sistemleri update ediliyor. Please wait ….

Birinci gün Trova bölgesindeki coğrafyada pedal basıldı. Tur boyunca yollar ya kapatılmış ya da tek şerit araçlar için sabit dubalarla ayrılmış. Jandarma personeli yolun tamamında gerekli güvenlik önemlerini almış. Ana yola katılan tüm yollarda ya Jandarma vardı yada organizasyonda gönüllü görev yapan arkadaşlar. Dolayısı ile kimse hata yapıp yanlış bir yola sürmedi.

Ve turun sevdiğim kısmı. Sağanak yağmur. Bel üstü montum sayesinde kuru kalabilse de bel atı ve ayaklar IP68li poşetlerime rağmen su aldı ve turun kalanı biraz ıslak geçti.

 

     Kalabalık organizasyonları pek sevmem. Kalabalığın olduğu hiçbir şeyi sevmem. Sadece kutsal topraklarda pedal basmak için bu organizasyona katıldım. Benim gibi bu organisazyonda bisiklet sürmek isteyen yaklaşık 5000 kişi gelmiş Çanakkale’ye. 1. gün yağmur yağdı yollar ıslandı. İnsanlar ekstra dikkat etmesi gerekir iken büyük bir çoğunluk aşağı eğimli yollarda son sürat yol aldı. Kndilerini riske attıkları gibi sol kısımdan önlerine çıkan herkese ”solu aaaaağğğççç” diye böğürüp insanları paniklettiler. Birde kaba sava tavırları ve  askeri düzenle hareket eden bisiklet grupları var. ” Hızı arttır. Sağa geç.Sola geç. Yolu boşalt ” Kendi ekiplerine ve diğer kullanıcılara sürekli direktif yağdırıyorlar. İnsanımızın bu gösteriş budalası tavırlarını sevmiyorum. Arkadaş hız yapacaksan, performans kasacaksan gelmeyin böyle festivallere. Kalabalık olacağı tecrübesiz insanların olacağı belli. Ayrıca nereye yetişeceksiniz ?

 

Ezine yolundan ayrılıp Halileli köyüne doğru dönüş yapıldı. Ortam tam istediğim gibi. Hafif bozuk ve tek şerit yollar. Etraf olabildiğine yeşil. Havada hafif yağmur. Islandım, hafif esinti var ama pedal bastığımdan üşüme yoktu. Seviyorum sele üzerinde çekilen çileyi.

     Yoğun sağanak yağış yediğimizden fazla fotoğraf çekemedim. 2 2,5 saatlik sürüşün ardından Truva bölgesine ulaştık. Alan o kadar kalabalıktı ki be Haluk ne Cemre içeriye girmek istemedi. Benimde hiç niyetim yoktu açıkçası.

     Tur boyunca bir çok tarih noktasından geçtik ancak hangi noktada ne var nerelere uğramak gerekir hiç bir bilgi yada yönlendirme yoktu. Truva bölgesine ulaşınca elimize torba verdiler. Sandviç, meyve suyu ve elmadan oluşan bir besin seti mevcuttu. Yiyecek içecek konusunda da son derece vasattı organizasyon. Bir çok işbirlikçi ve büyük sponsor varken biraz daha sıcak temalı erzak temini yapılabilirdi. Havanın  yağmurlu ve esintili olacağı da belliydi.

     Truva bölgesinde sabit durdukça üşeme geldi. Soğuğun etkisiyle ortamı gezmek, meşhur Truva atıyla fotoğraf çekilmek aklıma gelmedi. Dönüşe geçip asıldık pedala.

Ufak tefen manzaralar.

 

 

     Dönüş yolunda, güneş ufak ufak gösterdi gül yüzünü. Çadırımızın bulunduğu Dardanos yerleşkesi yol üstünde olduğundan tekrar şehir merkezine dönmedik. Arabanın yanına ulaşınca eski bir dostumu görmüşcesine mutlu oldum. E kuru elbiseler orada.

      Kuru giyecekleri çekip süslendikten sonra su ısıttık ve birer kahve içtik. Yağmur ve soğuğun etkisiyle içtiğim en güzel kahveydi sanırım.

     Akşam vakti olmadan Gelibolu’da askerlik yaptığım XXXX bölüğüne uğramak geldi içimden. Hayatımın en farklı 5 ayı geçti o topraklarda. Her ne kadar kötü zamanlar olsa da değişik bir bağ oluşuyor insanın içinde. Stockholm sendromu gibi. O akşamda eski komutanlarımdan biri orada nöbetçiymiş. Güzel denk geldi. Araca atlayıp vapur ile Eceabat’a geçtim. Komutanımı, bölüğümü ve eski anılarımı ziyaret edip döndüm Dardanosa.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir