Tarihin İzinde | Conkbayırı – bölüm 2

     27 Ekim Pazar günü sabahında 7:30 gibi uyandık Çağlar ile. Sağ olsun annesi güzel bir kahvaltı hazırlamış. Kahvaltımı yapıp 8:45 Çanakkale-Kilitbahir feribotu için yola koyuldum.

     Bugün için planım, Eceabat Kumköy’deki araziye ulaşmak ve günün geri kalanında dinlenmekti. Çok kıymetli dostlarım, hatta ailem dediğim insanlar zaten 2 gündür oradaydılar. Eceabat’tan Kumköy’e ulaşımın 2 yolu var. İlki ve kısa olanı Bigalı köyünden, ikincisi ve uzun olanı Akbaş Şehitliği yol ayrımından. Bigalı köyü istikameti rampalı olduğundan diğer yolu tercih ettim. Gelibolu yönünde bir süre devam edip, Akbaş şehitliğinden önce Yalova köyü, ardından Kumköy’den geçerek araziye ulaşacaktım.

      3 TL karşılığında bilet alıp feribota bindim. Akıllarda bulunsun. Gestaş’ın işlettiği iskelelerde sadece nakit ücret ödeyerek hizmet satın alınabiliyor. Kart ile ücret ödemek mümkün değil nedense. Nusrat için bilet yada herhangi bir ek ücret ödemedim. Çanakkale’den Kilitbahir’e geçiş en fazla 15 dakika sürüyor.

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

            Necmettin Halil Onan

 

Ah Gelibolu. İşte yine buluştuk !

     Bu kutsal topraklara ayak bastığımda kendimi hiç normal hissedemiyorum. Neredeyse her an savaş var zihnimde. Okuduklarım ve izlediklerim sürekli gözümün önünde canlanıyor. Özellikle Arıburnu’nda bulunduğum anlarda. Öğrenilecek daha çok detay var. Büyük babamız Mustafa Kemal’in, Cumhuriyeti emanet ettiği biz gençler, Çanakkale muharebelerini asla bulut pazarlayan rehberlere bırakmamalı. Öğrenmeli ve öğretmeli. Oturduğun yerden Çanakkale’yi öğrenebilecek bir dolu kaynak var. Buna rağmen insanlara doğruyu anlatabilmek adına ilerleyen dönemlerde bisikletli organizasyonlar yapmak var aklıma.

 

     Feribottan indikten sonra tarlaya sürmeden, Namazgah Tabyasına ufak bir gezinti yapmak istedim. Tabya tur şirketlerinin en çok ziyaret ettiği yerlerden bir tanesi. Bu yüzden hafta sonları çok kalabalık oluyor. Hazır erken saatte gelmişken biraz turlamak istedim.

     Burası 18 Mart 1915 günü yazılan destan için çok mühim bir konum. Her yıl bu tarih geldiğinde samimiyetsiz ve bilgisiz binlerce kutlama mesajları paylaşılıyor. ”18 Mart Çanakkale zaferi kutlu olsun”. İnsanlara sordum. Ne olmuş 18 Mart’ta ? ” Bilmiyor musun ? Çanakkale savaşını kazandık! ”.

     İttifak ülkeleri 18 Mart’a kadar defalarca kez gelip boğazda taciz atışları yaptılar. 18 Mart 1915 tarihinde ise dünyanın en büyük donanması (İngilzi ve Fransız donanması) tüm gücü ile Çanakkale boğazına denizden saldırdı.  Tüm varlığını ortaya koyan Nusrat mayının mürettabatı, seyit onbaşı ve nice kahramanlarımız bu donanmayı denizin dibine döktü. Yani 18 Mart Çanakkale deniz zaferidir. Deniz’den boğazı geçemeyen ittifaklar 25 Nisan sabahı çıkartma yaparak 9 Aylık acı süreci başlattılar.

      Namazgah tabyası ile ilgili en saf bilgiyi videoyu hazırlayan sevgili Gökhan Tarkan Kahraman’ın Çanakkale’nin Sırları videosundan izlenebilir. 100 bölümlük bir seri ve Çanakkale muharebeleri için çok kıymetli bir görsel kaynak.

     Kilitbahir, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde en güzel manzaraya sahip olan kasabalardan biridir. Yamaca kurulu olduğundan, kasabanın neredesin de olursa olunsun mükemmel boğaz manzarası izleniyor. Merkez sahilden biraz yukarıda. Harika boğaz manzarasına sahip bir çok pansiyon var. Yaz mevsimi haricinde gelip kafa dinlemek için harika bir seçim.

Tur’dan bir kaç ay önce çektiğim bir fotoğraf.

     Gelibolu yönünden Eceabat’a gelindiğinde, Eceabat’a girişte yolun solunda iskeleye benzer bir metal görülür. Savaş döneminde denizaltı gemilerinin İstanbul boğazına geçişini engellemek için, boğaza ağ gerildi. Bu ağ bir çok gemialtı’nın sonu oldu.

Konu ile ilgili detaylı bilgi için sevgili Gökhan’ın belgesel videosundan izlenebilir.

     2010 yılında Gelibolu sınırlarında askerliğimi yapmıştım. (337 KD) O tarihlerde bölük komutanının izni ile savaş alanı gezisi düzenledik ve ilk durağımız Akbaş şehitliği idi. İyi bir rehberimiz vardı. O dönemde tarihe olan ilgim sıfır olduğundan, bu tarihi gezi doğa gezisinden farksızdı benim için. Böyle olduğunu henüz fark edebiliyorum tabi. O rehberin neler anlattığını hiç mi hiç hatırlamıyorum. Zaten pekte dinlemedim sanırım. Şu zamanda öğrendiğim her şey aklıma mıh gibi çakılırken, o zamanlarda rehberin anlattığı 3 5 kelime mutlaka hafızamda olmalıydı. Yok ! Sıfır.

     Gelibolu savaşlarını araştırmaya başladığımda Akbaş şehitliğine pek anlam verememiştim. Çünkü bu bölgede ceyran eden bir çarpışma olmamıştı. Tarihi araştırmalarda öğrendiğimiz her yeni bilgiyi birbirimizle paylaştığımız sevgili Fatih ağabey ime sordum Akbaş şehitliğinin geçmişini. Onunda net bilgisi yoktu. Hazreti google yazıp öğrenmek pek zor değildi elbette. Ancak sonraya bırakmıştım. Bir gün yine sevgili Gökhan Tarkan’ın belgeselini izlerken, serinin ”Akbaş Şehitliği” isimli bölümü ile karşılaştım.

Akbaş şehitliğinin tarihi geçmişi Gökhan Tarkan’ın anlatımıyla…

      Şehitlik 24 saat boyunca güvenlik güçleri tarafından korunmaktadır.

      Bisiklet ile seyahatin en kıymetli taraflarından biri şudur ki, çevrende olup biten şeylerle çok daha fazla temas kurabiliyorsun diğer seyahat biçimlerine göre. Yalova köyünden defalarca kez geçtim araç ile. Bu okulun burada bulunduğunu daha önce hiç fark etmedim. İçeriye girip bir göz atmak istedim. Tabelada bulunan yazıyı okudum ve ziyarete falan açıldığını görmedim. Gayet çürümeye terk edilmiş. Ne girişi ne çıkışı ve çevresi, sıfır bakım.

Kumköy

      Bugün için bisiklet yolculuğum 500 metre kadar sonra sona erecekti. Tarla biraz ileride. Malzemelerimi ve bisikletimi güvenli bir şekilde bırakıp, kıymetli dostlarım ile günün kalan yarısında goy goy ve dinlenme şeklinde değerlendirdim.

     28 Ekim 2019 Pazartesi. Gün bayram günü, gün Mustafa Kemal günü, gün Conkbayırı günü, gün Cumhuriyet günüdür. Dostlarımla keyifli ve bol sohbetli bir kahvaltıdan sonra hep birlikte Bigalı köyü için plan yaptık. Bigalı sonrasında 57. Alayın yürüyüş yolundan Conkbayırına çıkmaktı niyetim.

     2018 Ekim ayında yaptığım Tarihin İzinde | Seddülbahir  turunda, Bigalı köyünden geçmiştim. Tarihi içeriğe sahip yerleri gezip Kocadere köyünden Alçıtepe’ye doğru devam etmiştim. O tarihde Atatürk Evi ve Müzesini detaylıca gezip fotoğrafladığımdan tekrar uğramadım. Bigalı köyü Opet petrol işletmeleri tarafından güzel bir restorasyondan geçmiş. Bu sebeple köy son derece güzel görünüyor. Özellikle Atatürk evi müzesi harikulade. Keşke aynı özen bütün yarım adadaki tarihimize gösterilmiş olsaydı.

     Çanakkale muharebelerinde adı sıkca geçen 57. Alay ve onun asil kahramanları, Tekirdağ’da oluşturulup,  saatler süren yürüyüşün ardından Bigalı köyüne konuçlandılar. 25 Nisan sabahı çıkartmanın başladığını haber alan Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Kumandanı Liman Von Sanders’ten herhangi bir icazet almadan, kendi insiyatifiyle 57. alayı, Conkbayır’ına hareket emri verdi. Conkbayır’ına ilerleyen ittifak askerleri, 57. alayın gün boyu süren hücumları ile sahile doğru geri çekilmeye mecbur kaldılar. Daha fazlası için eklediğim video izlenebilir.

     Bigalı’dan Conkbayır’ına çıkmak için 57. Alayın gerçek yolunu kullanmak niyetindeydim. Bir patika olduğunu biliyordum. Ancak tam olarak nereden geçtiğini bilmediğimden Bigalı’da insanlara danıştım. Tarih ettikleri yolu takip edebilmek için Anafartalar köyüne doğru yola çıktım. Yolda yine yeni dökülmüş mucur vardı. Titreye titreye uzun süre pedal bastım.

     Bigalı’dan sonra yaklaşık 50 dakikalık bir sürüşün ardından bana tarif edilen Conkbayırı yolunun ayrımına geldim. Herhangi bir tabela ibare yok. Olmaması da daha hayırlı açıkçası. Pek kullanılacak bir yol değil. Şunu da belirtmek gerekir ki bu yolun 57. Alay’ın Conkbayır’ına çıktığı gerçek yol olup olmadığı gerçekliğini henüz teyit edemedim.

Büyük ve Küçük Anafartalar Köyleri

     Orman müdürlüğü yangın gözetleme kulesi

      Zorlu bir tırmanışın ardından Conkbayır’ındayım. Savaş ile özleştirdiğim gallipoli dizi müziğini açıp Suvla’yı izledim. Gözlerimi kapatıp Conkbayır’ında yaşanan çarpışmaları hissettim. Conkbayır’ında ve Kanlısırt’ta yaşananlara çarpışma demek bile hafif kalır. Büyük babamız Mustafa Kemal, bu muharebeler sırasında, İstanbul’da yaşayan dostlarına bir mektup yazar ve savaş alanında yaşananlar karşısında akıl sağlığını koruyabilmek için kitap okumaya ihtiyacını olduğunu söyler. Bir kitap listesi yollar.

     Conkbayırı savaşın en kritik noktasıdır. Sebebi bölgenin en yüksek noktası olmasıdır. Düşman askeri bu bölgeyi ele geçirir ve kendisi sabitler ise, boğaza kadar ilerleyebilecek, bataryalara mühimmat akışını kesecekti. Zaten çıkartmanın asıl hedefi de budur. Sahildeki bataryaları saf dışı bırakıp, donanmanın İstanbul’a geçişini sağlamak. Ağustos ayında Conkbayırına ilk olarak Yeni Zelanda askerleri çıktı ve kısa süreliğine bölgeyi ele geçirdi. Suvla koyundan beklenen destek gelmeyince Conkbayırı tekrar atalarımız tarafından ele geçirildi.

Bu toprakların en büyük destanlarının yazılmasına önderlik eden büyük atamız, babamız ! Uzun bir yolcuğun ardından huzurundayım ! Saygıyla ! 

28 Ekim  2019  Mustafa Özer

      Ne yazık ki Conkbayırı’na geç bir saatte ulaştım. Bu nedenle istediğim kadar geniş vakit geçiremedim. Conkbayırı’nın ardından Cesarettepe, Kanlısırt, Kemal Yeri gibi noktaları da ziyaret etmek istiyordum ancak mümkün olmadı. Aslında bu plan için yaklaşık 300 km pedal çevirmiştim. Sabah vakitlice çıkmadığım için işler istediğim gibi gitmedi. Pek sevdiğim dostlarım sayesinde artık bir ayağım bu kutsal coğrafyada olduğun sık sık gelme ve tüm eksik bilgilerimi tamamlama, ayrıca bu yazıya güncelleme yapma şansım var. Gün için yaptığım hatanın verdiği hüznü bu düşünce ile telkin etmeye çalıştım. Can sağ olsun. Her şeye rağmen bugün, Cumhuriyet bayramının arefesinde, Conkbayırın’da, büyük babamın huzurundaydım.

57. Alay Sembolik Şehitlik

Bomba Sırtı

Kırmızı Sırt

Kırmızısırt Siperleri

Kanlısırt / Lone Pine

     Kanlısırt, bölgeye bizim verdiğimiz isim. Lone Pine Avustralyalıların bölgeye verdiği isim. Bizim verdiğim isim bu bölgede yaşananları daha iyi nitelendiriyor. Siperlerin birbirine çok yakın olduğu ve Anzaklar ile Türkler arasında gelişen ilişkinin başladığı, yiyecek alışverişi yaptıkları, bir birilerine şarkı söyledikleri, oyunlar oynadıkları yer burası. Yaşanan çatışmalar içinde iki ayrı video ekliyorum.

Arıburnu Sahili – Z Beach

Arıburnu Sahili – Z Beach – Anzak Koyu (27.10.2018)

      25 Nisan sabahında İngiliz ve Fransızlar Ertuğrul koyundan (V beach), aynı dakikalarda Avusturalya ve Yeni Zellanda askerlerinden oluşan Anzak birlikleri ise Arıburnu sahilinden yanaştılar. Kabatepe sahibiline yanaşması planlanan Anzak askerleri, gece karanlığında akıntının da etkisiyle bugün Anzak koyu adı verilmiş noktaya ayak bastılar. ve gerçekten anlamda kanın oluk oluk aktığı savaş başlamış oldu. Dünyanın öbür ucundan, krallarına bağlılıklarını göstermek için topraklarımıza gelen binlerce Anzak askerine, bu topraklar mezar olmuştur.

     Arıburnu, Büyükanafarta arasındaki yolda yaklaşık bir buçuk yıldır yol çalışması devam ediyor. Bu çalışma Suvla Koyu ve Büyük Kemikli Koyuna kadar uzuyor. Bölgede bulunan balıkçı barınaklarını da kaldırmanın peşindeler. Umarım altında ticari amaç yoktur.

     2018 yılında yaptığım Seddülbahir turunun son kilometrelerinde karanlığa kalmıştım. Aynı stresi yaşamamak adına seri şekilde dokundum gaza. Aynı ekip beni arazi yemek için bekliyordu. Karanlığa kalmanın stresi mi yoksa yemeğe bensiz başlamalarının stresi mi ağır bastı bilemedim. Sanırım ikisi voltran oluşturdu ve ben karanlığa kalmadan araziye ulaştım.

        Çok keyifli ve lezzetli kahvaltının ardından son 30-40 kilometrelik yolculuğum için hazırlandım. Tüm ekip İstanbul’a döneceğinden hepimiz sokakta oynarken annesi eve çağıran bir çocuk gibi ağır ağır hareket ediyorduk. Şu güzel hava ve manzaran nasıl ayrılmak ister insan.

Soldan sağa; Böcüğüm, Ablacığım, Ağabeyim, Yasomi, Nusrat

    Yolağzı Köyü

     Genel tur planına bir göz atacak olursak, turun son günü tarladan çıkış yapacak ve yarımadanın arka yollarından Gelibolu’ya geçecektim. 20:00 otobüsüne atlayıp İstanbul’a dönecek şekilde bilet almıştım.

Karainebeyli Köyü

Değirmendüzü Köyü

     Fındıklı Köyü

      Afgan çoban Mecit. Vatanını, atasını, bayrağını, toprağını, eşini, çocuklarını bırakıp gelmiş. Gelibolu insanının çobanlığını yapıyor. Sordum. Keyfi yerinde. Kazandığından mutlu ve ailesine para yetiştirebiliyor. Yaptığım işe çok ilgi duydu. O sordu ben cevapladım. Ben sordum o cevapladı. ” Abi biraz daha bekle. Eve gidelim. Yemek yiyelim. Aç mısın ? Çay içeriz ” Şimdi bu samimiyete nasıl hayır diyebilir ki insan ? Düşünüyorum ! Nasıl köreliyor, yozlaşıyor, vahşileşiyoruz büyük şehirlerde. Bu coğrafyalarda çok doğal olan insani ilişkiler, artık eşi kalmamışcasına sarılası geliyor. Mecit’e çok teşekkür ettim. Teklifini kabul edemedim ama bir daha buralara gelirsem mutlaka uğrayacağımı söyledim. Yeri belli.

      Yaklaşık 9 yıl önce rütbersiz asker olarak gezdiğim sokaklarda, özgürce ve birliğe dönme sitresi yaşamadan dolaştım. Gün 29 Ekim olduğundan çarşı merkezinde hazırlıklar vardı. Eğlenceye katılmayı çok isterdim ancak, kapitalist düzenin sekteye uğramaması için akşam otobüse binip eve dönmek ve sabahında işe gitmek zorundaydım.

      Yaklaşık 40 km pedal çevirdim. Aman aman bir rampa tırmanmadım. Sabah kahvaltısından sonra bir şey yemediğimdem karnım acıktı. Biraz dolaşırkn gotoğraftaki işletme ile karşılaştım. Sıcak yemek ve lahmaç siparişi verdim. Fiyat gayet uygun ve yediklerim son derece lezzetliydi. Gelibolu’ya tekrar gidersem, mutlaka tercihim olacaktır. İşletme sahipleri gayet nazik, çalışanlar oldukça gayretli ve kibardılar. Bisiklet kapı’da olunca bol bol soru geldi elbette.

Tatlı niyetine

      Yemekten sonra otogara geçip otobüsü beklemeye başladım. Şöför ile bisiklet kavgası yapıp yapmayağımın sitresi vardı. Son model bir Neoplan geldi. Muavin yardımcı oldu be hiç bir sorun yaşamadan bisikleti yükledim. Otobüsün içine bir girdim ki herkes ergimiş. İçesi 50 derece vardı heralde. Kimseden çıt çıkmıyor. Muavine koştum hemen.

Muavin; Abi klima bozuk
Ben; Sıçtık !

      Yolculuk sırasında ne yazık ki otobüs içerisinde hırsızlık yaşandı. Hemen yanımda oturan hanımefendi telefonu şarja bırakıp Wc’ye gitmiş. Otobüs yolcusu olmayan bir kaç kişi otobüse girmiş, içeride tur atıp çıkmışlar. Tabi boş çıkmamışlar. İşin benim açımdan ürkütücü tarafı, bende aynı şekilde telefonu bırakmıştım. İkili koltukta yanımda oturan arkadaş dışarıya çıkmadığı için benimkine dokunmamışlar. Almış olsalar telefona mı ? İçindeki arşive mi daha çok üzülürdüm bilemiyorum.

     Strava kayıtlarına göre 341 km pedal çevirmişim. Biga’dan itibaren her metresinden büyük haz aldığım başka bir yolculuktu. Hafızamda ve telefonumda yüzlerce anı kayot ettim. Hemen hemen hepsi burada artık. Nefes’im yettiğince bu ölçütte yazmaya ve paylaşmaya devam edeceğim.

      Görüşmek üzere…

 

3 comments on “Tarihin İzinde | Conkbayırı – bölüm 2”

  1. Murat dedi ki:

    Tebrikler, çok güzel; hem gezi; hem de yazısı… Bu anlamlı yerleri ziyaret etmek için ilham kaynağı oldunuz. Benzeri yazılarınızın devamını bekliyoruz; hem burdan, hem de bisikletforum’dan…
    Saygılar,

    1. mustafa dedi ki:

      Selamlar Murat,

      Zaman ayırıp okuduğun ve yorumladığın için teşekkür ederim.

      Blog tutmamın sebebi artık kendime arşiv yapmak. İnsanlar bu gibi tur yazılarına yada hatıratlara pek ilgi duymuyor. Bisiklet forumunda en az ilgi gören şeyler tur paylaşımları. Tartışma yaratabilecek konularsa hit. Bu nedenle forumda bir şey paylaşmıyorum artık.

      Çok nadirende olsa gelen bu yorumlar çok onur veriyor. Teşekkür ediyorum tekrar.

      Görüşmek üzere…

  2. Emre dedi ki:

    Güzel yaI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir