Anasayfa

Hani Fotoğraf Çekmeyecektik! – Sakarya ➔ Eskişehir

Ekim 2020’de Hasan’la yaptığımız yayla turunun ardından, Eylül 2021’e tarihine kadar hiç tur yapamamıştım. Pandemi, hafta sonu kapanmaları, bitmek bilmeyen arkadaş düğünleri derken, tur özlemim her geçen gün artıyordu.

Eskişehir turunun ana teması sadece pedal basabilmekti. Bu sebeple rotayı şehirler arası otoyoldan çıkardım. Hafta sonu iki günlük bir tur olacağından vakitte olmayacaktı. Otoyoldan seyahat edecek olmam 100 metre ‘de bir durup fotoğraf video çekmeyeceğim anlamına da gelecekti. 🙂

Tur yazısı için ”Hani Fotoğraf Çekmeyecektik” başlığını atmamın sebebini de şöyle açıklayabilirim. Yukarıda da bahsettiğim gibi tur sırasında çok fazla görsel çekim yaptığımdan yolda bir hayli zaman kaybediyorum. Bu turun planı, ilk gün Bozüyük’e ulaşmak, ikinci gün Eskişehir’e varmak, akşamına otobüsle Sakarya’ya dönmek şeklindeydi. Sakarya Bozüyük arası mesafe 130 km olduğundan hiç vakit kaybetmemeliydim. Yola çıkmadan önce kendimle bir anlaşma yaptım ve gözüme gerçekten hoş gelen bir kaç görselin haricinde hiç fotoğraf çekmeden Eskişehir’e ulaşacaktım. Peki bu anlaşmaya mutabık kalabildim mi ? Cevabı başlıkta.

Eylül 2021 – Pamukova

 

Bulaşık deterjanı tadında çayım ve enfes kekim. Tur hatıratımda bu kekten bahsetmeliyim. Lezzetini bir kenara, ricam üzerine iş arkadaşım Şahizer hanımefendi tarafından özenle ve benim için yapıldı. Tur sırasında yol üzerinde bilmediğim mekanlarda tüketim yapmamak için kendisinden rica ettim. Sağ olsun beni kırmadı. Kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Temizlemek için içerisine sıcak su ve deterjan koyduğum termosu içindekilerle birlikte unutmuşum. Tur sabahı içine çay koymak için açtığımda fark ettim. Çok kez temizlemek için çalkalasam da deterjanın tadı çaya yansımış. Tur boyu fairy aromalı çay içmiş bulundum.

Bisiklet turlarının en tehlikeli kısımlarından biri tüneller. Genelleme yaparsam emniyet şeridi yok denecek kadar dar olur. Kapalı alan olduğundan araç sesleri dağılmıyor ve yüksek sese maruz kalıyorsun. Birde kornaya basılınca eyvahlar olsun. Bilecik öncesi biri uzun biri kısa 2 tünel mevcut. Son derece riskli sürüşün ardından bir sorun yaşamadan bölüm ortası canavarını atlattık.

 

Genel anlamda oldukça rahat bir sürüşün ardından Bozüyük’e ulaştım. Yaklaşık 12 saat sürdü ve bunun 9 saat kadarı pedal çevirme süresi.

Bozüyük’e ulaştıktan sonra doğruca Gülden’ciğimin evine gittim. Kendisi yakın arkadaşım Esra’nın annesi olur. Sağ olsun kendi evladından ayırt etmez beni. Hiç yemek ayırt etmediğimi de iyi bilir. Yolda pedal basarken mental gücümün kaynağı Gülden’ciğimin yemekleriydi. Öyle güzel, öyle enfes yemekleri vardır.

Eylül 2021 – Bozüyük / Kiraz Ailesi

Akşam yemekler yendi, sohbetler edildi. Güzel bir uykunun ardından enfes bir kahvaltı yapıldı. Kendi anam olsa sanırım bu kadar iyi ağırlardı beni. Sağ olsun var olsun. Güldenciğim, her daim neşe dolu, güler yüzlüdür. Esra’yı ikna edip evlendirirse daha mutlu olacak, eminim. 🙂

Turun ikinci günü sabah Kiraz ailesi malikanesinden çıkmadan önce, Eskişehir’e olan rotadan biraz sohbet ettik. Kütahya yolu üzerinde farklı bir yol tavsiye ettiler. Daha sakin olduğunu söylediklerinde aklıma yattı. Bir gün önce otomobil, kamyon sesinden kafam şişti.

Bozüyük – Eskişehir Karayolu

Oklubalı Köyü

Kiraz ailesinden aldığın bilgiye göre Oklubalı, Çukurhisar, Satılmışoğlu köylerini takiben Eskişehir’e devam etmem gerekiyordu. Oklubalı köyüne ulaşıp navigasyonu kontrol ettim. Kütahya, Eskişehir karayoluna uzanan bir bağlantı yolu görünce dayanamadım, o yöne saptım. 16km’lik mesafe. Eskişehir ovasında 16km’lik mesafe kolay geçilirdi nasıl olsa ! Peki öyle mi oldu gerçekten  ?

Tarafını seç ! Sağ ? Sol ?

Bilgi sahibi olmadan saptığım yolda farklı coğrafyalara ulaştım. Bir süre tırmanışın ardından taş ocağı işletmesi çıktı karşıma. Girişinde bir hayli tırstım. Yakınlarında yerleşim olmayan bu işletmenin mutlaka bir köpeği olmalıydı. Her zaman ifade ederim. 1, çoban köpeği 2, mekan koruyan köpek. Bu ikisi için tehlike arz ettiğiniz düşünülürse işiniz bitti demektir. Neyse ki bu işletmede bir köpek yokmuş. Çalışanlarına selam verip yola devam ettim.

Oklubalı köyünde rotayı değiştirirken böyle bir coğrafyaya ayak basacağım aklımın ucundan geçmezdi. Sadece otoyol sürüşüne odaklanarak çıktığım yolda, böylesine enfes manzaralara tanık olmak mükemmel oldu. Turu bitirdiğimde istediğim doyuma ulaşmış olacaktım.

Keyifli ve bir o kadar zorlu 16km’nin ardından Kütahya Eskişehir karayoluna bağlandım. Stabilize yolda sürerken gidon o kadar çok titriyordu ki asfaltı özledim.

 

Kütahya yolu üzerinde, Eskişehir’e bağlı Kızılinler köyüne uğradım. Köyde arkadaşım Nazlı’nın küçük bir tarlası ve kulübesi var. Eskişehir’e her uğradığımda ziyaret ederim. Nazo kendi gibi sevimli bir tay sahiplenmiş ve kapıyı kilitlemiş. Bunca yol geldim, şurada biraz keyif yapmadan gidemezdim. Tellerden zıplayım derken çamaşırları yırttık. Çay, piskevit, müzik, salıncak dörtlemesiyle 2 saat kadar keyif yaptıktan sonra Eskişehir merkeze doğru devam ettim.

Eylül 2021 – Eskişehir

Eskişehir’e ulaşıp şehirde küçük tur attıktan sonra Sakarya’ya dönüş için otobüs firmasına baktım. Bileti alırken bisikleti belirttim ve yardımcı olacaklarını söylediler. Tüm gün kafama takılan bir konuydu. Bileti aldıktan sonra bir hayli rahatladım. Eskişehir’de 3. nesil kahve mekanları hayli çoktur. Sakin bir kahveci bulup oturdum, otobüs saatini bekledim.

 

Eskişehir terminaline girerken bütün eşyalarım XR cihazından geçti. Heybenin bir tanesinde kampçı bıçaklarından vardı, cihaz hemen fark etti. Güvenlik görevlisi arkadaşlar işleri gereği Polis’e durumu rapor etti. Memur bu şekilde yolculuk yapamayacağımı söyledi ve bıçağı alıp tutanak tuttu, alıkoydu. Bu bilgi kenarda dursun.

Şimdi asıl meseleye gelelim. Biletini aldığım firmanın peronuna gittim. Muavine bisikleti söyledim. Diyalog şöyle;

– Selamlar, Sakarya’ya bu araç mı gidiyor ?

+ Evet.

– Şurada benim kocaoğlan var onu bagaja yüklememiz lazım.

+ Kaç kişisin abi ?

– Tek

+ Ücret alırım abi.

– Tamam. (Bisikleti yükleyemeye başladım)

– Ne kadar vermem lazım ?

+ Gönlünden ne geçiyor abi.

– Benim gönlümden para geçmiyor. Sen hakkını söyle.

+ Geçen gün İzmit’e 150’ye götürdüm.

– Sen ne söylüyorsun ! Bilet 80 lira zaten.

+ Tamam o zaman 80 ver.

– Olmaz.

+ Tamam 50 olsun.

     Fotoğrafta görüldüğü üzere hiçte özel bir yer kaplamamasına rağmen bagaj için 50 lira ödedim. Muavin arkadaş ne kaptırabilirse kar olacaktı onun için. Fiyat için zorlasam 30’a falan çözerdim. Oldukça yorgun olduğumdan uğraşmak istemedim daha fazla. Aslan parçası 50 lira karkaslayıp helallik istemeyi ihmal etmedi.

    Anlatmaya, yazmaya dair vasat sayılabilecek bir tur olsa da, fotoğraf çekmeyeceğim diyerek ile yola çıkıp kaydettiğim yüzlerce görsel kayıttan bazılarını paylaşmak istedim. Anlatacaklarım bundan ibarettir hekim bey.

      Sevgiler….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir